"Bacak bacağa.Aynı anda.Aynı yöne.Ben Neptün.Sen Plüton.Dünyanın üstünde.Yeşil.Mavi.Bacak bacağa.Bembeyaz ışık.Pırıl pırıl.Alâ ışık."
Üç yaşındaydım.Her saat,dakika,saniye.Bana biraz önceki "an"dan daha da büyük olduğumu hissettiriyordu.Her saat,her dakika,her saniye bir şey öğreniyordum çünkü.Öğrendikçe düşünüyordum.Düşündükçe bedenimde gelişiyordu.Sonradan sebebinin yediklerimle ilgili olduklarını öğrensem de.Her saat,her dakika,her saniye kafamın büyüyeceğini düşünürdüm.O kadar bilgiye.Hatta taşması da gerekmez miydi? Peki ya şu taş? Onu kaldırdığımda solucanın orada olduğunu biliyordum artık.Eskiden öyle miydi? Eskiden olsa şu taşı kaldırdığımda şaşırırdım.Öğrenmek ne kadar da sıkıcıydı.Varsa hala öğrenemediğim şeyler benim için birer hazine değerindeydi.Okuldan öğrendim.Milyon ve Milyarlardan bahsetmişlerdi.Milyon insan...Milyar yıl...Onları da keşfetmem gerekiyordu.Bu yüzden Dünyayı keşfetmek istiyordum.Ancak hemen ardından korktum.Eğer öğrenmek sıkıcı olacaksa,bunları öğrenmenin ne faydası olacaktı ki? Onun da cevabını aldım.Dedem öldüğünde.Acaba o da mı keşfetmişti? Ya da keşfedenleri öldürüyorlar mıydı? Daha sonra öğrendim.İnsanın ortalama şu kadar yaşı varmış.Ne? Şu kadar yaş nedir ki dedim,bir yarım Afrika! Böyle dediğimde de büyümüşüm.Öyle dediler.
Sonra ben kuyuya düştüm.Ama ne kuyu! Dipsiz gibi.Felaket karanlık.Uzun bir sürede havada salındım.Düştüm.Bu kadar sürede düştüğüme göre epey derin olmalıydı.Düştüğüm yerde kalktım.Kalktığımda başımın ağrıdığını hissettim.Düşmüş olduğumu anladım.Ve sonra da bayıldığımı.Ancak o kadar soğuktu ki burası.Sersem bir haldeydim.Üstelikte soğuktan yanaklarını ve dudaklarını hissetmeyen bir sersem.Ayağa kalktım.Yürüyebilen bir heykeldim sanki.Etrafa bakındım.Ormana düşmüş olmalıyım.Bu ağaçlar ve bu orman yolu.Nereden çıktı ki şimdi.Baykuşları görmedim.Görmedim ama ürpertici seslerini duydum.Duydum.Bir hışırtı.Ağaçcıklardan geliyordu.Sanki biri işiyordu.Usulca yanaştım,parmak adımlarla.Araladım çalılıkları.Bir solucan.Solucan işiyordu.Atıfta bulundu : "merak işte insanı öldüren" diye.Zararsızdı.Bırakıp devam ettim bende öylece.Yolumdaydım.Ürperdiğim ormanda.İleride.İşte tam ileride,yerde bi baca vardı.Bacanın içinde biri.Siyah isle kaplı.Attı,silkindi tozunu.Elinde de kocaman bir torba.Hoh-hoh-ho!Ben Noel Baba.İyi de ben inanmam ki sana dedim. "İnanırsan her şey olur" dedi.Varan 2.Şaşırmıştım.Ne arıyordum burada? Neler oluyordu.Olanların sonunu merak ettim.Sanki bilinçaltımın içindeydim.Hızlı adımlarla yolu sonlandırmayı düşünüyordum.Bitmiyordu keza.Bitmiyordu üstelik yoruluyordum.Yolun sağında bir şey belirdi.Can havliyle koşup yakınlaştım.Havada asılı duran parşömen bir rulo.Ruloyu açtım.Ucu elimdeydi rulonun.Sonu.Sonu o kadar ıraktı ki açıldı yol boyu.Sonsuza."Yolu yarıladın" yazıyordu ruloda.
SONRA BENİ GÖRDÜN DEĞİL Mİ?
Sonra onu gördüm.Onu gördüğümde işlerin iyi gitmediğini hissettim bir tuhaflık vardı.Bir sarsıntı.Deprem gibi sanki.Acaba keşfedenleri öldürüyorlar mı? diye geçirdim içimden.Keşfettiğim şeylerden öğrendiğime göre az kalmıştı.Sonu gelmişti gezegenimin.Elini tuttum "keşfettim" ışık hızını.Artık ne saat,ne dakika,ne saniye kavramı vardı.
SONRA BURADAYIZ! VE SEN KARŞIMDA NEPTÜN!
"Bacak bacağa.Aynı anda.Aynı yöne.Ben Neptün.Sen Plüton.Dünyanın üstünde.Yeşil.Mavi.Bacak bacağa.Bembeyaz ışık.Pırıl pırıl.Alâ ışık."
Bazı nesneler canlıdır.Bazıları ise cansız.Bazılarının tarifi de yoktur.Hakikat arzularla çarpışır ve bence çarpışmış cisimlerin parçacıkları atomu oluşturur.İnsanın yapıtaşları da bu atomlardır.Hayalleriyle,gerçek sürekli o ''hayat'' dediğimiz kavramın etrafında dolaşır tıpkı proton ve nötronlar gibi.
23 Ocak 2012 Pazartesi
FEZA
Etiketler:
dakika,
feza,
hayali nesne,
ışık hızı,
Neptün,
Plüton,
saat,
saniye.keşfettim.
11 Ocak 2012 Çarşamba
ELMA
"Bata çıka yürüdüm.Sarı çizmemle.Toprak zemin.Mezar gibi toprak.Alabildiğine toprak.Bir arazideyim.Her tarafta yenmiş elmalar.Elma çürükleri.Dişlenmiş.Parçalanmış.Kabuksuz elma mezarlığı.Kulağımı tırmalayan vızıltılar.Bakteriler.Kara kara sinekler.Sivrisinekler.Güneş doğdu.Yağmur yağdı.Bakteri koktu.Ayrıştırdılar beni.Elma gibi"
Mavi gözlü.Yeşil gözlü.Ela gözlü.Kara gözlü.Kızıl saçlı.Sarı saçlı.Kahverengi saçlı.Siyah saçlı.Esmer.Kumral.Beyaz tenli.Uzun boylu.Kısa boylu.Kıvırcık saçlı.Düz saçlı.Zayıf.Kilolu.Balık etli.Ben kim miyim? Ben XX.Dişi.Ama böyle erkeği seven bir dişi değil.Hem niye erkeği sevsin dişi?Partnerimle de mutluyum.Onun ismi Elma.Yeşil bir elma.Ekşi ekşi.Dalından koparılmış zavallı.Olgunlaşmadan düşüvermiş.Beni tanıdığında ilk ilişkisiydi.Onun için belki kötü bir deneyimdir.Belki erkekleri sevecekti.Olsun.Onu mutlu etmek için her şeyi yapıyorum.Sakınıyorum.Özenle.Hayal kırıklığına da uğratmamam gerek.Sorumluluğum büyük.Ancak şu bir gerçek ki onu bir erkekten daha çok sevdiğimi söyleyebilirim.
K oş!Hazırlan! Yağmur mu var? Şemsiyeyi al o zaman.Hadi gidelim çabuk.Arabanın anahtarlarını da aldın mı? Bana mı soruyorsun,ben ne yaptığımı biliyor muyum?Tamam tamam hadi.
Kısırlaştırılmış Elma.Zavallının derdi sanki oymuş gibi.Ne suçu var garibin? Meyve vermesin mi şimdi? Belki öyle mutlu olacaktı? Kimbilir.Bugün çok güzeldi.Onunla alışveriş yaptık.O kadar tatlı şeyler aldık ki.Kazaklar,pantolonlar.Büyüyor üstüne giydikçe sanki.Hatları yeni yeni çıkıyor ortaya.Belirginleşiyor.
Geç kalıyoruz baba! Tamam kızım.Telaşa soktun beni.Neredeydi şu.Hehh.Tamam.Çalıştırdım işte.Gidiyoruz.Yetişeceğiz.Merak etme.
Ben Elma.XX,onu çok seviyorum.Geçen gün alışverişe gittik.Bana çok şey aldı.Çok güzel şeyler herbiri de.Mutluydum.Ama.Niye yapıyordu bunu.Anlamıyorum.Bugün üşüdüm.Hava soğuktu.Mevsimin ilk karı yağdı.Mevsimin ilk karını çok severim.Kristal.Gözümü kapadım.Ellerimi açtım.Dönmeye başladım.Güneşten uzaklaştım.Yaz oldum.İlkbahar.Sonbahar.Kış oldum.Gözlerimi açtım.Karşımdaydı.Gülüyordu bana bakarak.Sarıldım ona.Öptüm onu.Dudağından.
O gün dışarı çıktığında kar yağdığını gördü.Görür görmez fırladı.Elini açtı.Gözlerini kapattı.Döndü hızlıca.Ne hissetti bilmiyorum ama.Onun yaşındayken bende dönüyordum.Başım dönüyordu.Kararımdan dönüyordum.Dans edip dönüyordum.Sonra dönüyorduk,yavaşça yaklaşınca bana.Onunla oynuyordum.Gözünü açtı.Tıpkı onun gibi.Karşımda gördüm onu.Gülüşüme ortak olmuştu o da.Sarıldık.Pistteyken.Herkes zil zurna.Dans ediyordu.Öptü beni.Dudağımdan.
bir kaza.......
Baba ! Bas gaza hadi! Tamam kızım.Görmüyor musun şu trafiğin halini.Hayret bir şey !Kestirmeden mi gitsek acaba? Orası da kalabalıktır. Bir ambulans! Yol istiyor galiba Baba.Hehh işte.Bir bu eksikti!
Ben XY.Mavi gözlü yeşil gözlü.Ela gözlü.Kara gözlü.Kızıl saçlı.Sarı saçlı.Kahverengi saçlı.Siyah saçlı.Esmer.Kumral.Beyaz tenli.Uzun boylu.Kısa boylu.Kıvırcık saçlı.Düz saçlı.Zayıf.Kilolu.Balık etli.Ben kim miyim? Ne de olsa bir erkek.
"Bata çıka yürüdüm.Sarı çizmemle.Toprak zemin.Mezar gibi toprak.Alabildiğine toprak.Bir arazideyim.Her tarafta yenmiş elmalar.Elma çürükleri.Dişlenmiş.Parçalanmış.Kabuksuz elma mezarlığı.Kulağımı tırmalayan vızıltılar.Bakteriler.Kara kara sinekler.Sivrisinekler.Güneş doğdu.Yağmur yağdı.Bakteri koktu.Ayrıştırdılar beni.Elma gibi"
Mavi gözlü.Yeşil gözlü.Ela gözlü.Kara gözlü.Kızıl saçlı.Sarı saçlı.Kahverengi saçlı.Siyah saçlı.Esmer.Kumral.Beyaz tenli.Uzun boylu.Kısa boylu.Kıvırcık saçlı.Düz saçlı.Zayıf.Kilolu.Balık etli.Ben kim miyim? Ben XX.Dişi.Ama böyle erkeği seven bir dişi değil.Hem niye erkeği sevsin dişi?Partnerimle de mutluyum.Onun ismi Elma.Yeşil bir elma.Ekşi ekşi.Dalından koparılmış zavallı.Olgunlaşmadan düşüvermiş.Beni tanıdığında ilk ilişkisiydi.Onun için belki kötü bir deneyimdir.Belki erkekleri sevecekti.Olsun.Onu mutlu etmek için her şeyi yapıyorum.Sakınıyorum.Özenle.Hayal kırıklığına da uğratmamam gerek.Sorumluluğum büyük.Ancak şu bir gerçek ki onu bir erkekten daha çok sevdiğimi söyleyebilirim.
K oş!Hazırlan! Yağmur mu var? Şemsiyeyi al o zaman.Hadi gidelim çabuk.Arabanın anahtarlarını da aldın mı? Bana mı soruyorsun,ben ne yaptığımı biliyor muyum?Tamam tamam hadi.
Kısırlaştırılmış Elma.Zavallının derdi sanki oymuş gibi.Ne suçu var garibin? Meyve vermesin mi şimdi? Belki öyle mutlu olacaktı? Kimbilir.Bugün çok güzeldi.Onunla alışveriş yaptık.O kadar tatlı şeyler aldık ki.Kazaklar,pantolonlar.Büyüyor üstüne giydikçe sanki.Hatları yeni yeni çıkıyor ortaya.Belirginleşiyor.
Geç kalıyoruz baba! Tamam kızım.Telaşa soktun beni.Neredeydi şu.Hehh.Tamam.Çalıştırdım işte.Gidiyoruz.Yetişeceğiz.Merak etme.
Ben Elma.XX,onu çok seviyorum.Geçen gün alışverişe gittik.Bana çok şey aldı.Çok güzel şeyler herbiri de.Mutluydum.Ama.Niye yapıyordu bunu.Anlamıyorum.Bugün üşüdüm.Hava soğuktu.Mevsimin ilk karı yağdı.Mevsimin ilk karını çok severim.Kristal.Gözümü kapadım.Ellerimi açtım.Dönmeye başladım.Güneşten uzaklaştım.Yaz oldum.İlkbahar.Sonbahar.Kış oldum.Gözlerimi açtım.Karşımdaydı.Gülüyordu bana bakarak.Sarıldım ona.Öptüm onu.Dudağından.
O gün dışarı çıktığında kar yağdığını gördü.Görür görmez fırladı.Elini açtı.Gözlerini kapattı.Döndü hızlıca.Ne hissetti bilmiyorum ama.Onun yaşındayken bende dönüyordum.Başım dönüyordu.Kararımdan dönüyordum.Dans edip dönüyordum.Sonra dönüyorduk,yavaşça yaklaşınca bana.Onunla oynuyordum.Gözünü açtı.Tıpkı onun gibi.Karşımda gördüm onu.Gülüşüme ortak olmuştu o da.Sarıldık.Pistteyken.Herkes zil zurna.Dans ediyordu.Öptü beni.Dudağımdan.
bir kaza.......
Baba ! Bas gaza hadi! Tamam kızım.Görmüyor musun şu trafiğin halini.Hayret bir şey !Kestirmeden mi gitsek acaba? Orası da kalabalıktır. Bir ambulans! Yol istiyor galiba Baba.Hehh işte.Bir bu eksikti!
Ben XY.Mavi gözlü yeşil gözlü.Ela gözlü.Kara gözlü.Kızıl saçlı.Sarı saçlı.Kahverengi saçlı.Siyah saçlı.Esmer.Kumral.Beyaz tenli.Uzun boylu.Kısa boylu.Kıvırcık saçlı.Düz saçlı.Zayıf.Kilolu.Balık etli.Ben kim miyim? Ne de olsa bir erkek.
"Bata çıka yürüdüm.Sarı çizmemle.Toprak zemin.Mezar gibi toprak.Alabildiğine toprak.Bir arazideyim.Her tarafta yenmiş elmalar.Elma çürükleri.Dişlenmiş.Parçalanmış.Kabuksuz elma mezarlığı.Kulağımı tırmalayan vızıltılar.Bakteriler.Kara kara sinekler.Sivrisinekler.Güneş doğdu.Yağmur yağdı.Bakteri koktu.Ayrıştırdılar beni.Elma gibi"
Etiketler:
Baba,
elma.Güneş,
hayali nesne,
ilkbahar,
kış,
sonbahar,
XX,
XY,
yaz
2 Ocak 2012 Pazartesi
ÖRÜMCEK
Sesler duyuldu.Bir koşuşturmaca.Dev bir örümcek.Kovalamakta.Bilgece örümcek.Nasihatlar savuruyor.Peş peşe.Kısmi duyuyoruz.Kan.Ter.Halde.Tüylü bacakları.Kocaman gözleri.Konuştu.Arkamda.Elinde heykel.Terazi-Kadın-Adalet.Sakın Unutma!
Yatağı fena halde ıslatmışım.Terlemişim boncuk boncuk.Bir oh çektim.Uyanır uyanmaz gerçek hayata.Acı çekiyordum.Henüz farkında olmadığım halde.Soyundum.Banyo.Bir şaşkınlık.Ah tabi! vücudumda gelişigüzel enine boyuna kızarık izler.Acı çekiyordum.Su ilk açıldığında sımsıcak olunca.Toparladım neyse durumu.İliklerimde şimdi ılık su.İhtiyari bir şekilde yıkandım.Temizlendi şimdi izler.Tek farkı temiz olmasıydı.Kapı çaldı.Bornozlu halde açtım.Kapıda İtaat.Günaydınlaştık.Aldım içeri.Kahvaltı hazırdı.Süzdüm şöyle bir onu.Onun da durumu kötüydü.Gözleri yarı baygın.Gözaltına baktım.Ucuz atlatmışız dedim.Öyle tabi Sadakat.Boşver.Dedi.O kadar canım sıkkındı ki.Sıkkındık.İtaat dedim.Aranız nasıl?İlk önce oralı olmamışı oynadı.Yapamayınca.Kötü dedi.Sessizlik çöktü.Çay kaşığı.Bıçak.Çatal.Ben onları dinlemeyi tercih ettim.Düşünceli sesi vardı çay kaşığının.Kararlı değildi.Atılan şekere mi yoksa başka şeye mi?O da sonra ayak uydurup dinlemeyi tercih etti.Ben sonra Örümceğe daldım.Köşesinden tavanın.Süzülüp öylece aşağıya.İzledim çabasını.Elleri pamuk şekerinden yapış yapış olmuş insan gibiydi.Ovuşturuyordu onları.Çiziyordu yolunu.Gördüğüm kabus aklıma geldi.Şimdi anlatsam İtaat ne derdi ki? Laf işte.Sadakat! -Efendim dedim.Sonra örümceğe baktı.Anlam vermedi benim kadar.İyi misin diye sordu.Tatsızca iyiyim dedim.İtaatin aklından ne geçiyordu biliyordum.Benim de aklımdan geçen şey.Düşünmeden edemezdik ki!
Yoğun bir müzik.Tuvaletten biraz önce gelmişti.İtaat ise biraz önce yanımdaydı.Şaşırdım.Yanıma geldi.Taze makyajı.Enteresan parfüm kokulu.Elini kurutma ihtiyacı içindeydi.Tuvaletten biraz önce gelmişti.Biraz sonra da İtaat geldi.Tanıştırdım.Arkadaşım İtaat.İtaat,Adalet.Memnun oldular.Fena halde.Elleri de ıslaktı.Gülüştüler el sıkışınca.İnci dişleriyle gülümsedi Adalet.Sadakat,bu bayanla ne zamandan beri tanışıyorsunuz dedi İtaat.Daha tanıştım bile denilmez dedi inci dişleriyle.Gülümseyerek.Sen dedim hani gittin biraz önce.Kulağına eğilerek.Jetonu düştü İtaatin.Bir dakika! deyip birazdan gelmek üzere gitti Adalet.Eline çantasını aldığı sırada kimliğini düşürdü.Farkında da değildi.Kimliği elime aldım.30 Eylül.Bugün! Doğumgünüymüş.Biraz sonra geldi,tekrar pardon .Doğum günün kutlu olsun ! diyerek kimliği verdim.Bilseydik...sözümü kesti inci dişleriyle.Gülerek.Canım nereden bilecektiniz ki deyip kibarlık yaptı.Hoş nereden bilecektik ki.Bu tarz bol müzikli yerlerde jest ve mimiklerin önemi vardı.İtaat atıldı.Terazi burcusun demek.Evet tatlım deyip çekti kendine.Piste çekti.Dans ettiler.Ama ne dans! İzliyordum onları.Sarılmıştı kadına İtaat.Dolamış kadının arkasından kendine.Müzikte eşlik ediyordu tıs tıs! geçiriyor dişlerini İtaat.Akıtıyor zehirini sanki.Gece.Artık sıkılmaya başladım.Oradan kaçmayı düşündüm.Ancak içtikçe düşünme yetim azaldı.Yanıma geldiler sonra.Adalet çantasını aldı.Nereye dedim böyle.Eve gidiyoruz dedi,İtaat.Bize.Ee dedim,ben? Sende geliyorsun dedi.Ben gelmek istemediğimi söyledim hemde kaç kere.İtaat,ısrar etti.Tamam diyebildim.
Evine daha önce gitmemiştim.Hoş bir bekar eviydi aslında.Şömine,koltuk takımı,sandalye,avize.İlk bakışta dikkatimi çekti.Adaletle ikisi sarhoştular.Bense onlara göre daha iyiydim.Daha sonra İtaat banyoya gitti.Geldiğinde yaratığa dönüşmüştü adeta.Gözleri korkunçtu.Sanki biraz önce gevşek gevşek el şakaları yapan o adam gitmiş yerine başka biri gelmişti.Uykudan yeni kalkmışcasına dipdiriydi.Perişan olan İtaat.Adalet olanların farkında değildi garip.Sırıtıyordu.Elinde tabanca varmışcasına tehditkar bir şekilde bizi sandalyeye bağladı.Panikten ölecektim.Ne suçum vardı İtaat?İki sandalye bir ip.Bağladı.Hem suç mu işliyorduk ki ortak olacaktım ?Emirler yağdırıyordu.Bağlayın.Sıkıca.Susus.Konuşmak yok.Senden nefret ediyorum dedi Adalete.Tüm somut ve soyut şeylere! Perişan oldu birden.Hüzün kapladı yüzünü.Değişen ruh halini anlayabiliyordum bir bakışta.Ve devam etti.Canımı sıktın.Canımı hep sıkıyordun bu gece! Ne kadar ahmakça değil mi? -ağladı,ağlayacak-Nasıl farketmemişim.Verirdim cezanı.Kükredi birden.Açtı ellerini köpürerek.Adaletin temeli! Bağlardım şimdi seni.Hoş.O da canımı sıkıyor a! Açıyor gözünü bazen.Bazen zar tutuyor!
İkimizde anlamıyorduk.İtaat beni duy! Neden bende İtaat.Neden? Cevap vermiyordu bana.Hasta.Adalet sinirlendi.Hayata döndü gibi.Kurtulmak istiyordu çünkü korkuyordu.Korkuyorduk.Tırnaklarını sırtıma geçirdi birden.Acı içindeydim.Vücudum kıpkırmızı.Tırnak boyası.Çözdü daha sonra bizi İtaat.Cinnet içinde.Yarım saat kıvrandı.Cenin pozisyonunda.Avizeden.Aşağıya süzülen örümceği farkettim.İşaret ediyordu.
Sesler duyuldu.Bir koşuşturmaca.Dev bir örümcek.Kovalamakta.Bilgece Örümcek.Nasihatlar savuruyor.Peş peşe.Kısmi duyuyoruz.Kan.Ter.Halde.Tüylü bacakları.Kocaman gözleri.Konuştu.Arkamda.Elinde heykel.Terazi-Kadın-Adalet.Sakın Unutma!
27 Aralık 2011 Salı
ŞARAP
Ben seni başkalarıyla aldatmam.Saçmalama artık.Yalan-yanlış konuşuyorsun.Olaydan daha haberin bile yok ki hem.Tamam.Yüzleşelim Serapla.Ne görmüş bakalım?Bakalım ben mi haklıyım.Yetti artık be! Ne zaman inanacaksın bana! Ne zaman?
Adam.Saçları kısa.Kısa ama dağınık.Kederli.Siyah gözlü.Ses tonu bir ton daha ağır.Keten pantolon.Kahverengi keten.Üstünde salaş gömlek.Beyaz gömlek.Göz çevresi ve alnı kırışık.Çizgi halinde.Sinirlendikçe.
Beni ilgilendirmez Serap'ın ne dediği tamam mı?Belli ki aldatıyorsun işte.Ben anlamayacak kadar salak mıyım be! Belli işte.Bir haftadan beri bi soğukluk bi boşvermişlik.Hala üste çıkıyorsu bir de zeytinyağ gibi.Gör bak ama sen! Yüzleştireceğim Serapla.Kim haklı bakalım!
Kadın.Bembeyaz üstü.Tek parça bir elbise.Degaje ve sırttan dekolte.Kıvırcık saçlı.Bir ayakkabı.Topuklu.Gözleri mavi.Öfkeli mavi.
Saat onikiye gelmek üzereydi.Gece.Bazıları hep meraklı.Böyle işte mahalle.Kapı.Cam.Genelde cam.Dopdolu.Dışarıya çıkmış.Mahalle.Sesleri duydukça.İzliyordum.Beş kat yukarıdan.Beş kat aşağısında.Sokak lambası loş sarı.Bazı değiyor camlara ışık.Aks edip bana geliyor.Tam gelecekken kırpıyorum gözlerimi.Hava soğuk.Kar gibi.Beş kat aşağısı.Bakıyorum adam ve kadın.Anlamıyorum dertlerini.Gecenin bir yarısı.Mahalle yuhalıyor.Bazıları iş derdinde.Bağırıyor.Bazıları ise çocuk derdinde yarı/tam çıplak.Bazıları yine çocuk derdinde uyandırmışlar mı bebeklerini ne.Bazıları hep çocuk derdinde.Okula gidecekler yarın.Ne bu cümbüş.Diye.İsyan halinde.Beş kat aşağıdakiler mahalle asabilerine hiç aldırış etmiyorlar.Hatta öyle bir aldırış etmiyorlar ki etraflarında ne binalarla çevrili bi sokak var ne de böyle bir arazi var.Uzay boşluğundalar.Yüklendikleri elektron kadar.Kavgaları.Cancağızım diye.Nasıl kırıyorsun beni diye.Hipnoz halinde...
BİR HAFTA ÖNCE...
Adam.Kadın.Markette.Adam,dişisine;''Bak tatlım ne aldım bize'' diye gösteriyordu.Kırmızı şarabın.Beğenmişlerdi.Mutlu gözüküyorlardı oysa ki.Gözleri öfkeli mavi.Değildi.Göz çevresi ve alnı kırışık değildi.Sinirlendikçe.Adam.Sinirli değildi ki.
Olay zamanı:
Artık sen yoksun hayatımda !Çocuğumuzu da alacağım.Hayır.Çocuğumu.Aldıracağım! Doğmayacak! (elinde boş bir şişe)
Mahalle asabileri.Konuşmaları dinliyordu.Dinledikçe isyan ediyorlar.Dinledikçe kadını.Anlamaya çalışıyor.Kimse anlamıyordu kadını.Uğultular yükseliyordu.Bağırışlar.Çığlıklar.Kimileri ağlıyordu.Çoktan çıldırmıştılar.Atlayanlar oldu balkondan.Kimileri,pencereden.Pat diye böyle.Artık duymak istemiyordum.Kulaklarım.Ne de görmek istiyordum.Gözlerim.Böyle bir hakkım niye yoktu? Ortalık kan revan içindeydi.Cinnet geçiriyordu kadınlar.Kimileri öfkeli mavi.Refleksler yavaşlıyor,gözleri kapanıyordu.Kıpkırmızıydı etraf.Şaraba susuyorlardı sanki.Göl gibi kırmızıydı.Birikinti.Kan birikintisi.İrkildim.Dondum.Benzim attı.Bembeyaz oldum.Pencerem tüm şeffaflığıyla gördürüyordu bana.Beş kat yukarıda,beş kat aşağısını.Kırmızının tüm tonları.En ağır tonundan bir fazla ve açık.Gözlerim yerinden çıkacak gibiydi.Düştü.Düştü kadınlar.Kavga eden kadın da.Yazık! Eyvah! vurdu karnına.Boş şişeyle kadın.Vurdu boş şişeyle şarabın.Dibine.Düştüm.Bağırışlar.Çağırışlar.Bebek ağlamaları.Doğmamış bebek ağlamaları.Kulaklarımda şimdi hepsi.Kulaklarımda.Hafızaya sesler.En son çıktım cama.Beş kat yukarısından.Beş kat aşağıya.Dibine.Düştüm.Bağırışlar.Kulaklarımda.Gördüklerim.Bembeyaz elbise.Dökülmüş üstüne.Kıpkırmızı bir göl.Kıpkırmızıydı.Şarap heralde.
-son-
Etiketler:
adam,
boş şarap şişesi,
dişi,
gözleri mavi,
kadın,
kıpkırmızı.,
Şarap
22 Aralık 2011 Perşembe
ZAMAN.
Saate baktım.Zaman şimdi.Biraz sonra yine saate baktım.Işıkları kapa.Dün ve bugünü yaşamış olduğumu farkettim.Seyret içeri giren sokak ışığını.Biraz önce kurduğum kuruntuların haddi hesabı yokken.Şimdiki zamanla bitiyordu biraz önce cümle sonlarım.Zaman şimdi.Bak.-Ecek,-acak.Ben ise şimdi.Biraz önceye miş diyordum.Bilmiş gibi.Gelmiş geçmiş yazarlara.
Onikiyi geçti sonunda.Onbeş dakika saate baktım.Hayatımdan gitti öylece.Gördüm.
İstanbul.Kol saatim yoktu.Rutin trafikte aklıma gelen vapur yolculuklarım.Tünele gidenler.Tünele zaten gitmiş olanlar.MP3 dinleyenler vardı.Ritm tutabilenleri de gördüm.
Şimdi toparlıyorum.
İşe yetişecektim.Olması için.Adına mülakat dedikleri.Sürekli yetiştiğim.Ben trafikteydim.Boğulanları kurtarmak adına birileri cam açmıştı.Esen rüzgar bana vapuru hatırlattı.Vapur seyahatlerime özendim.Diye dalmışken.MP3 dinleyen bir grup.Sert müzik.Kol saatime baktım.Yanıma almamışım.Birden telaşlandım.Panik atak oldum.Farkında değilim.Elim dizime gitmiş sinirden stres atıp,ritm tutuyordu.MP3 dinleyende ritm tutuyordu.Canı sıkılıp ayağını yere vuran da.Yarım saatlik yolu bir saatte gitmiştim.Zaten takım elbise bana yeterince baskı yapıyordu.Acayip gerilmiştim.Kravat gibiydim.Tünele gidiyordum.
Zaman birazdan "hiç" rolünü üstlenecekti.Tünelden çıktım.MP3 dinleyen biri.Bir grup.Sert müzik.Yürüyen merdivendeydim.O bir üst basamaktaydı.Gitar solusunu duydukça eziyordu beni.Zaten ben altta.Duyması imkansızdı.Beni.Arkasını döndü.Otobüsteki MP3 dinleyendi.Sert müzikle.Yüzüne baktım.Yüzü o kadar şirindi ki.Minyon tipli.Ağzı,burnu küçük.Gözleri yemyeşil.Kocaman ama.Belirgin elmacık kemikleri.Yanakları kırmızı kırmızı.Yemyeşil ve kırmızı kırmızı.Elmacık.Kemikli.En azından böyle düşünüyordum.Zaman "hiç" rolünü üstlenecekti.Hiç olmamıştı.Yedi kat altında yerin.Yeryüzüne çıkmıştı,yüzümüz.Efkarlandım ben.Hiç olmayacağım halde.Sigara aldım.HİÇ.Markayı söyleyemezken büfeciye.Sigara verdi bana.Düzeltmesini de yaptı.Paketi açtım.Açmışım.Bir çikolata paketi açarmış gibi.Acemiydim.Ateş almayı unutmuşum.Ateş ararken doğada.Beni izlemiş MP3 dinleyen.Ateş verdi.Teşekkür ettim.Adını sordum.Ne önemi var dedi.Tartışmadım.Kadın haklıdır.MP3 dinleyen diye yazmak istemiyordum.Söylemedi tabi.Hiç yapmadığım halde mülakata yetişmedim.Umursamadım.Gevşedim sonra.Dirseğe kadar kıvırdım gömleği.Bira ısmarladım.MP3 dinleyene.Sigara içiyorduk.Alışamadım dedim.Şunun ismine.Şarkı söyleyen gözleriyle güldü.Onu seviyordum.Özenle izledim.Sigara içişini.Dumanı içine çekip verdiği ciğer sesini.Birayı dikebiliyorduk.Hala.İkişer daha almak için.Büfeciye gittim.Sigara da vereyim mi abi diye güldü.Güldüm pis pis.Leş gibi güldüm.Döndüğümde orada yoktu.Hani biraz önce oturduğumuz yükseklikte.Koluma baktım.Saatim gece olmuştu.Saatim yoktu.Gece olmuştu ama.
Saate baktım.Zaman şimdi.Biraz sonra yine saate baktım.Işıkları kapa.Dün ve bugünü yaşadığımı farkettim.Seyret içeri giren sokak ışığını.Biraz önce kurduğum kuruntuların haddi hesabı yokken.Şimdiki zamanla bitiyordu biraz önce cümle sonlarım.Zaman şimdi.Bak.-Ecek,-acak.Ben ise şimdi.Biraz önceye miş diyordum.Bilmiş gibi.Gelmiş geçmiş yazarlara.
19 Aralık 2011 Pazartesi
KAHVE
Yağmur yağıyordu.Koştura koştura birazda el ederek durdurdum otobüsü.Yakalanmıştım.Yağmura.
Soğuk bir havayla beraber bir de üstüne üstlük ıslanmıştım.Perişan haldeydim.Sanırım otobüste öyleydi.Tıklım tıklımdı.Zaten perişan haldeydim,yine perişan olmak istemiyordum.Geçti sinirim.Buharlı camlarda sauna gibiydi otobüs.Bünyem çok terliyordu.Fenalığa davetiye.Can sıkıntısından otobüs insanlarına bakıp bir şeylere benzetiyordum.Yaşlısı,genci,bıyıklısı,güzeli.Bir insan belkide otobüsten fazla birşey beklemez tabi olarak.Ben o gün çok şey bekliyordum.Farkında mısın?Ben buradayım.Hey! görsene beni.Sanırım bağıracaktım.Bilader derdin mi var ? dedi.Biri.Biri dedim,biri var.Çattık ya! dedi.Durumum içler acısıydı hem hala görmüyordu beni.Hem de birazdan dayak yiyecektim.Dövecek gibiydi.Döverdi de.Dayak yersem beni görürdü.Ama kötü olurdu böylesi.Saçmalama dedim.Kendi benliğime.Kıpırdayamadım.Hem de hiç.Ama bakmaya devam ediyordum.O da bakıyor gibiydi.Bakıyordu evet.Ama arkamda biri olduğunu hissediyordum.Kıpırdayamıyordum.Acaba ona mı bakıyordu.Zaten kıpırdamak imkansızdı.Durak sayısı arttıkça,doğru orantıyla otobüse binen de artıyordu.İnende yoktu üstelik.Buhar sayısı arttıkça sinir katsayımda artıyordu.Ama bakıyordu.O baktıkça kalbim çarpıyor.Atımları artıyordu.Hava dinmişti nihayet.Düğmeye bastığını gördüm.Durumu görünce tamam dedim işte bu andır o an.Bende bastım düğmeye.Otobüsün ortasından inecektim.O da arka tarafından.Alt tarafı görecektim onu.İndim.Bakamadı utanan tarafım.Hissediyordum arkamdaydı biri.Ayak seslerini duydukça seviniyordum.Birkaç yüz metre sonra olayı abartmaya gerek yok diye düşünerek döndüm arkamı.Otobüsteki izlenimlerimden "yaşlısı" arkamdaydı.Selamün Aleyküm dedi.Afalladım.Meğer bakıştığım.Başkasının ricasıyla düğmeye basmış.O gün yakındığım bolca şeyler oldu.Yaşlısından tut,kendime kadar yakındım.Eve geldiğimde kahve içtim.Kahve çekirdekleri elimdeydi koklayıp,gözümü kapatıyordum.Ne oluyordu bana adeta kahve reklamlarından çıkmış gibiydim.Mis gibi kokusu odayı sardı.Filtreydi kahvem.Sen ne kadar güzelsin.Bütün sıkıntılarıma "değdi" demesemde...
Gördüm.İkimizde çıplaktık.Bir sahil.Güneş.Deniz.Yeni doğmuş.Biri.Güneş.Deniz...koşuyordu.Yakalamaya çalıştım.100 metre.50 metre.25 metre.10 metre.5 metre.2 metre.Ucu ucuna.Tutt...Kaçtı elimden.Açtım gözümü.Kahvenin bana verdiği yetkiye dayanarak uyuyakalmışım.Peki diyerek boyun eğmişim ona.Saygıda kusur etmemişim.Kahvaltı yapmadan önce kahve içmeyi uygun gördüm yine kendime.Beynim daha önce aldığı kafeini çok sevmiş.Israr ediyordu.Yönetiyordu.Boyun eğmiştim.Saygıda kusur etmemiş gibi.Avuçladığım kahve çekirdekleri mis gibi.Camı açıp yağmur sonrası doğan güneşe elimi açtım.Gördü beni yeşillenmiş ağaç ve ağaçcıklar.
Otobüsteyim.Hava güzel ve trafik yok.Kalabalıkta değil hemde.Belli ki yolculuğum güzel geçecek.Tebessümiyeti.Camı açıp rüzgarı aldım.Yüzüme.Yanıma biri oturdu.Gözüm utandı.Bakmaya cesaret edemedi önce.Ancak orada bir yüz silueti olduğunu algılayabiliyordu.Flu gibi.Elimi tuttu.Sımsıcaktı eli.Güneş,deniz.Bana neden yedişemedin,dedi.Tuttuğum elde bir cisim vardı sertti.Kahve gibi.Bıraktı elini usulca.Yere düştü.Kahve.Çekirdek halinde.Bakıştığım.Beni aramış o gün.Diğer durakta inip.Bulamamış.
Yağmur yağıyordu.Kahveciden çıkıp otobüse binecektim.Baktım,benim otobüsüm.Koştura koştura birazda el ederek durdurdum otobüsü.Yakalanmıştım.Yağmura.Eve geldiğimde kahve içtim.Kahve çekirdeğini öğüttüm.Mis kokusuyla odamı sardı.Filtre kahve.Sen ne kadar güzelsin.Bütün sıkıntılarıma "değdi" demesemde.
Soğuk bir havayla beraber bir de üstüne üstlük ıslanmıştım.Perişan haldeydim.Sanırım otobüste öyleydi.Tıklım tıklımdı.Zaten perişan haldeydim,yine perişan olmak istemiyordum.Geçti sinirim.Buharlı camlarda sauna gibiydi otobüs.Bünyem çok terliyordu.Fenalığa davetiye.Can sıkıntısından otobüs insanlarına bakıp bir şeylere benzetiyordum.Yaşlısı,genci,bıyıklısı,güzeli.Bir insan belkide otobüsten fazla birşey beklemez tabi olarak.Ben o gün çok şey bekliyordum.Farkında mısın?Ben buradayım.Hey! görsene beni.Sanırım bağıracaktım.Bilader derdin mi var ? dedi.Biri.Biri dedim,biri var.Çattık ya! dedi.Durumum içler acısıydı hem hala görmüyordu beni.Hem de birazdan dayak yiyecektim.Dövecek gibiydi.Döverdi de.Dayak yersem beni görürdü.Ama kötü olurdu böylesi.Saçmalama dedim.Kendi benliğime.Kıpırdayamadım.Hem de hiç.Ama bakmaya devam ediyordum.O da bakıyor gibiydi.Bakıyordu evet.Ama arkamda biri olduğunu hissediyordum.Kıpırdayamıyordum.Acaba ona mı bakıyordu.Zaten kıpırdamak imkansızdı.Durak sayısı arttıkça,doğru orantıyla otobüse binen de artıyordu.İnende yoktu üstelik.Buhar sayısı arttıkça sinir katsayımda artıyordu.Ama bakıyordu.O baktıkça kalbim çarpıyor.Atımları artıyordu.Hava dinmişti nihayet.Düğmeye bastığını gördüm.Durumu görünce tamam dedim işte bu andır o an.Bende bastım düğmeye.Otobüsün ortasından inecektim.O da arka tarafından.Alt tarafı görecektim onu.İndim.Bakamadı utanan tarafım.Hissediyordum arkamdaydı biri.Ayak seslerini duydukça seviniyordum.Birkaç yüz metre sonra olayı abartmaya gerek yok diye düşünerek döndüm arkamı.Otobüsteki izlenimlerimden "yaşlısı" arkamdaydı.Selamün Aleyküm dedi.Afalladım.Meğer bakıştığım.Başkasının ricasıyla düğmeye basmış.O gün yakındığım bolca şeyler oldu.Yaşlısından tut,kendime kadar yakındım.Eve geldiğimde kahve içtim.Kahve çekirdekleri elimdeydi koklayıp,gözümü kapatıyordum.Ne oluyordu bana adeta kahve reklamlarından çıkmış gibiydim.Mis gibi kokusu odayı sardı.Filtreydi kahvem.Sen ne kadar güzelsin.Bütün sıkıntılarıma "değdi" demesemde...
Gördüm.İkimizde çıplaktık.Bir sahil.Güneş.Deniz.Yeni doğmuş.Biri.Güneş.Deniz...koşuyordu.Yakalamaya çalıştım.100 metre.50 metre.25 metre.10 metre.5 metre.2 metre.Ucu ucuna.Tutt...Kaçtı elimden.Açtım gözümü.Kahvenin bana verdiği yetkiye dayanarak uyuyakalmışım.Peki diyerek boyun eğmişim ona.Saygıda kusur etmemişim.Kahvaltı yapmadan önce kahve içmeyi uygun gördüm yine kendime.Beynim daha önce aldığı kafeini çok sevmiş.Israr ediyordu.Yönetiyordu.Boyun eğmiştim.Saygıda kusur etmemiş gibi.Avuçladığım kahve çekirdekleri mis gibi.Camı açıp yağmur sonrası doğan güneşe elimi açtım.Gördü beni yeşillenmiş ağaç ve ağaçcıklar.
Otobüsteyim.Hava güzel ve trafik yok.Kalabalıkta değil hemde.Belli ki yolculuğum güzel geçecek.Tebessümiyeti.Camı açıp rüzgarı aldım.Yüzüme.Yanıma biri oturdu.Gözüm utandı.Bakmaya cesaret edemedi önce.Ancak orada bir yüz silueti olduğunu algılayabiliyordu.Flu gibi.Elimi tuttu.Sımsıcaktı eli.Güneş,deniz.Bana neden yedişemedin,dedi.Tuttuğum elde bir cisim vardı sertti.Kahve gibi.Bıraktı elini usulca.Yere düştü.Kahve.Çekirdek halinde.Bakıştığım.Beni aramış o gün.Diğer durakta inip.Bulamamış.
Yağmur yağıyordu.Kahveciden çıkıp otobüse binecektim.Baktım,benim otobüsüm.Koştura koştura birazda el ederek durdurdum otobüsü.Yakalanmıştım.Yağmura.Eve geldiğimde kahve içtim.Kahve çekirdeğini öğüttüm.Mis kokusuyla odamı sardı.Filtre kahve.Sen ne kadar güzelsin.Bütün sıkıntılarıma "değdi" demesemde.
18 Aralık 2011 Pazar
Pisuvar
Yağ...Alkol...Sidik...Ter...Saç Teli...Pislik...
Soğuk...Şuursuzluk.
Başım dönüyordu.Etrafa bakıp algılamaya çalışıyordum.Dönen bir cismin içindeydim sanki.Bakmaya çalışıyordum etrafa.İnsanlarda bakmaya çalışıyordu.Bizim gibiydi herkes.Ülkem derdine düşmüş insanların,hayvanlık başlığıyla -belki de hayvan başlıklarıyla kimbilir- yaptıkları bir takım hareketler içinde "bakmaya" çalışıyordum.Yanımdakine inat,ataerkilce.
Ucuz eğlence mekanlardan birinde.Kaygısız kaygılarımızı gidermeye/atmaya çalışıyorduk.Kaçacak delik arayan (ritüel halinde) daha sonra sızıntıyı bulup bedenden ayrılan sıkıntılarımız.Bize biraz olsun rahatlık hissi veren tek "şatımlık" kaygılar.Evet,belki bir arpa boyu yol almıştık en azından " niye geldim bu dünyaya" tadında sorularımız yoktu ama işte...başka kaygılarımız vardı.Aslında ne düşündüğümüzü de bilmiyorduk.Kaygılarımız umrumuzda değildi.Hani sanki biraz da bedensel hazlar peşindeydik.
B ir dakika,gelcem ben.İnsanlar.Dans.Pardonlaşıyorum.Çarptıklarıma.Pardon yine.Gülüyorum.Hoş biri.Pardon sana da.İşte tuvalet.Kadın-erkek.Erkek.Merhaba dağılmış halde saçıma bakan gözüm.Kimbilir o da "bakmak" derdinde.Alaturka mı Alafranga mı bilmiyorum ama hepsi dolu.Neden dolu olduklarını düşünüyorum,kaç kişi olduklarını yani.Neyse.Sorgulamıyorum.Pisuvarı görüyorum.Atlar potaya girer ve yarış başlardı.Düşünce maratonunda ıslak zeminlerde fayansa dayıyordum kafamı.Rüya gibi kısa hatırladığım,fırtına gibi şiddetli düşündüklerim.Pisuvarın bana verdiği etkiye şaşırıyorum gülüyorum.İnsan pisuvarda düşünür.Basit bir ihtiyaça hizmet gibi görünür oysa.Ancak pisuvarda işemek herşeyi yaptırır.Birazdan açılabilirsiniz,evlenebilirsiniz,öpüşebilirsiniz,tüh keşke diye hayıflanabilirsiniz,muhtemelen yine gülebilirsiniz,mala bağlayabilirsiniz,uyuyabilirsiniz,rüyalar görüp pisuvar dostunuzun kıyağıyla biriyle birlikte olabilirsiniz,hatırlamayabilirsiniz.
Yağ...Alkol...Sidik...Ter...Saç Teli...Pislik...Soğuk...Şuursuzluk.
Soğuk...Şuursuzluk.
Başım dönüyordu.Etrafa bakıp algılamaya çalışıyordum.Dönen bir cismin içindeydim sanki.Bakmaya çalışıyordum etrafa.İnsanlarda bakmaya çalışıyordu.Bizim gibiydi herkes.Ülkem derdine düşmüş insanların,hayvanlık başlığıyla -belki de hayvan başlıklarıyla kimbilir- yaptıkları bir takım hareketler içinde "bakmaya" çalışıyordum.Yanımdakine inat,ataerkilce.
Ucuz eğlence mekanlardan birinde.Kaygısız kaygılarımızı gidermeye/atmaya çalışıyorduk.Kaçacak delik arayan (ritüel halinde) daha sonra sızıntıyı bulup bedenden ayrılan sıkıntılarımız.Bize biraz olsun rahatlık hissi veren tek "şatımlık" kaygılar.Evet,belki bir arpa boyu yol almıştık en azından " niye geldim bu dünyaya" tadında sorularımız yoktu ama işte...başka kaygılarımız vardı.Aslında ne düşündüğümüzü de bilmiyorduk.Kaygılarımız umrumuzda değildi.Hani sanki biraz da bedensel hazlar peşindeydik.
B ir dakika,gelcem ben.İnsanlar.Dans.Pardonlaşıyorum.Çarptıklarıma.Pardon yine.Gülüyorum.Hoş biri.Pardon sana da.İşte tuvalet.Kadın-erkek.Erkek.Merhaba dağılmış halde saçıma bakan gözüm.Kimbilir o da "bakmak" derdinde.Alaturka mı Alafranga mı bilmiyorum ama hepsi dolu.Neden dolu olduklarını düşünüyorum,kaç kişi olduklarını yani.Neyse.Sorgulamıyorum.Pisuvarı görüyorum.Atlar potaya girer ve yarış başlardı.Düşünce maratonunda ıslak zeminlerde fayansa dayıyordum kafamı.Rüya gibi kısa hatırladığım,fırtına gibi şiddetli düşündüklerim.Pisuvarın bana verdiği etkiye şaşırıyorum gülüyorum.İnsan pisuvarda düşünür.Basit bir ihtiyaça hizmet gibi görünür oysa.Ancak pisuvarda işemek herşeyi yaptırır.Birazdan açılabilirsiniz,evlenebilirsiniz,öpüşebilirsiniz,tüh keşke diye hayıflanabilirsiniz,muhtemelen yine gülebilirsiniz,mala bağlayabilirsiniz,uyuyabilirsiniz,rüyalar görüp pisuvar dostunuzun kıyağıyla biriyle birlikte olabilirsiniz,hatırlamayabilirsiniz.
Yağ...Alkol...Sidik...Ter...Saç Teli...Pislik...Soğuk...Şuursuzluk.
Etiketler:
alkol,
hayali nesne,
pislik,
pisuvar,
saç teli,
sidik,
soğuk,
şuursuzluk,
ter,
yağ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)