18 Aralık 2011 Pazar

Pisuvar

                           Yağ...Alkol...Sidik...Ter...Saç Teli...Pislik...
Soğuk...Şuursuzluk.
           
              Başım dönüyordu.Etrafa bakıp algılamaya çalışıyordum.Dönen bir cismin içindeydim sanki.Bakmaya çalışıyordum etrafa.İnsanlarda bakmaya çalışıyordu.Bizim gibiydi herkes.Ülkem derdine düşmüş insanların,hayvanlık başlığıyla -belki de hayvan başlıklarıyla kimbilir- yaptıkları bir takım hareketler içinde "bakmaya" çalışıyordum.Yanımdakine inat,ataerkilce.
                           Ucuz eğlence mekanlardan birinde.Kaygısız kaygılarımızı gidermeye/atmaya çalışıyorduk.Kaçacak delik arayan (ritüel halinde) daha sonra sızıntıyı bulup bedenden ayrılan sıkıntılarımız.Bize biraz olsun rahatlık hissi veren tek "şatımlık" kaygılar.Evet,belki bir arpa boyu yol almıştık en azından " niye geldim bu dünyaya" tadında sorularımız yoktu ama işte...başka kaygılarımız vardı.Aslında ne düşündüğümüzü de bilmiyorduk.Kaygılarımız umrumuzda değildi.Hani sanki biraz da bedensel hazlar peşindeydik.
                           B ir dakika,gelcem ben.İnsanlar.Dans.Pardonlaşıyorum.Çarptıklarıma.Pardon yine.Gülüyorum.Hoş biri.Pardon sana da.İşte tuvalet.Kadın-erkek.Erkek.Merhaba dağılmış halde saçıma bakan gözüm.Kimbilir o da "bakmak" derdinde.Alaturka mı Alafranga mı bilmiyorum ama hepsi dolu.Neden dolu olduklarını düşünüyorum,kaç kişi olduklarını yani.Neyse.Sorgulamıyorum.Pisuvarı görüyorum.Atlar potaya girer ve yarış başlardı.Düşünce maratonunda ıslak zeminlerde fayansa dayıyordum kafamı.Rüya gibi kısa hatırladığım,fırtına gibi şiddetli düşündüklerim.Pisuvarın bana verdiği etkiye şaşırıyorum gülüyorum.İnsan pisuvarda düşünür.Basit bir ihtiyaça hizmet gibi görünür oysa.Ancak pisuvarda işemek herşeyi yaptırır.Birazdan açılabilirsiniz,evlenebilirsiniz,öpüşebilirsiniz,tüh keşke diye hayıflanabilirsiniz,muhtemelen yine gülebilirsiniz,mala bağlayabilirsiniz,uyuyabilirsiniz,rüyalar görüp pisuvar dostunuzun kıyağıyla biriyle birlikte olabilirsiniz,hatırlamayabilirsiniz.

                           Yağ...Alkol...Sidik...Ter...Saç Teli...Pislik...Soğuk...Şuursuzluk.

16 Aralık 2011 Cuma

Sadece Kedi mi?





                              Bir kedi patilerini yalıyordu.Sarmaşıkların üstünde yan yatmış,keyfinin yerinde olduğunu hissettiğim,iri ve yeşil gözlü...Güneşin nadir çıktığı bu zamanda.Yumuşacık tüylü,kabarık mı kabarık.Sert mizaçlı,aldırış etmeyen bir dişi.Farketti beni.Dişiydi!

                              Vakit geçirdiğimiz şu güzel dostlarımız.Kediler! Onları severken çoğu zaman düşünmeyiz aslında aklımızdan ne geçtiğini.Sadece büyük bir zevk alırız,mutlu oluruz.O tüylerin parmaklarımıza,ellerimize sürtünmesi için hizmet ederiz.Üstüne üstlük bu totemden sonra üstümüze bir gevşeklik,sarhoşluk peydahlanır.Halbuki onun bencilliği...Bizi,BENimsediğini düşündüğümüz yanılgı.-Ego dahilinde ''BEN'' - Kediler kendilerini ele verirler,pes ederler bir süre sonra.Hayır! Kediler Bencildirler hala.Evet,inanmıyorum.
                               İnsancıl duygularımız suni yaşamda cebelleşirken.Doğal yaşamımızda,adı üstünde can çekişen *pelesenk* doğayı izlerken.İnsanlar; yolda,otobüste,yürürken,koşarken,camdan bakarken,birini dinlerken,dinlemiş gibi yaparken,otururken,durup dururken,uzanırken,kıvrınırken,aşağılanırken,sevişirken,yalan söylerken,yalnız olmak isterken...her bişeyde,kedinin izleriydiler.Evet,inanmıyorum.Kediler,kendilerini ele verirler.Hayır! Kediler bencildirler hala.